At Kuyruğu


at-kuyruguLatince adı, ‘Equisetum Arvense’ olan Atkuyruğu bitkisi atkuyruğugiller familyasındandır. Anavatanı Avustralya’dır. Sert ve soğuk hava koşullarına dayanaklıdır. Su kenarlarını, sulak çayırları, orman açıklarını ve balçıklı toprağı sever. Kışın yapraklarını dökmeyen çokyıllık, otsu bir bitkidir.

Kırkkilit otu olarak da bilinen bitki çiçeksizdir. Sporla çoğalır. Birbirinden farklı ama aynı zamanda çıkan iki sürgünle ürer. Bu sürgünlerden biri kısır, diğeri üreme sürgünüdür. Atkuyruğu ismini de atların kuyruğuna benzerliğinden dolayı almıştır.

Atkuyruğu bitkisi geçmişten günümüze kadar hem Avrupa’da hem de Anadolu’da popüler bir bitkidir. Eski çağlarda Antik Roma ve Yunan imparatorluklarında çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır. İçeriğindeki ‘silica’ ile kemikleri güçlendirdiğine inanılmıştır. Değişik kültür ve halklar arasında kemik hastalıklarına iyi geldiği kulaktan kulağa fısıldanarak hatırı sayılır bir üne kavuşmuştur.

Atkuyruğu bitkisinden; atkuyruğu çayı, atkuyruğu yağı, atkuyruğu şampuanı üretilir. Ayrıca içeriğindeki flavonoidler, potasyum klorür, alüminyum klorür zenginliğiyle çok çeşitli ilaçların muhteviyatına girmiştir.

Halk arasında kurutulan yaprakları kaynatılarak atkuyruğu çayı içmenin böbrek hastalıklarına, gut hastalığına, kansızlığa, halsizlik ve kırgınlığa, tırnakların güçlenmesine, burun kanamalarına, mide ülserine, şişkinliğe, ödemi azaltmaya, kemikleri güçlendirmeye iyi geldiğine inanılır.

Uygun şartlarda kurutulan atkuyruğu, ağzı kapalı cam bir kavanozda, loş, serin ve kuru bir ortamda saklanıldığında ömrü 1 yıldır.

Previous Aslan Pençesi
Next Avokado Yaprağı